Sosyal medyada bir marka oluşturmak veya kişisel markanızı parlatmak istiyorsunuz. Fikirleriniz var, yeteneğiniz var ama bir türlü o “Paylaş” butonuna basamıyorsunuz. Neden? Çünkü kafanızın içinde yankılanan o ses: “El âlem ne der? Akrabalar arkamdan konuşur mu?”

Eğer bu düşünceyle yola çıkacaksanız, üzülerek söylüyorum; içerik üretme işine hiç girmeyin. Çünkü bu mentaliteyle bu gemi yürümez.

Mükemmeliyetçilik Bir Tuzaktır “Işığım kötü, arka planım karanlık, kameram son model değil…” Bunları bir kenara bırakın. Hem kendi gözlemlerimden hem de danışmanlık verdiğim müşterilerimden şunu net görüyorum: Nerede çektiğinizin, neyle çektiğinizin çok da bir önemi yok. İçeriği “kral” yapan şey prodüksiyon kalitesi değil, anlatım kalitesidir. Karanlıkta çekilmiş ama samimi bir hikaye anlatan videoların viral olduğuna hepimiz şahidiz.

Gelişim Analizle Başlar, Şikayetle Değil Bu süreç hızlı ilerlemez. Başladınız diye ertesi gün gökten beğeni yağmaz. Sabır gerekir. Bazıları “Ben bin tane video attım, yine olmadı” diyerek isyan ediyor. Ancak asıl sorun şu: İnsan kendi içeriğine dönüp bakmıyor.

  • İnsanlar videonun kaçıncı saniyesinde çıkmış?

  • Hangi cümle onları sıkmış?

  • Başlık dikkat çekici miymiş?

Gelişim, körü körüne içerik atmakla değil; içeriğinizi analiz edip, izleyicinin kaçtığı noktaları tamir etmekle başlar.

Seni Durduran Ne? Şimdi top sende. Seni durduran şey teknik yetersizlik mi, yoksa “biri bir şey der mi” korkusu mu? Unutma, seni eleştiren “el âlem” senin faturalarını ödemiyor. O yüzden durmayı değil, devam etmeyi seç.

Leave a Reply